Boza İçme Geleneği ve Hukuki Yansımaları

Türklerde boza içme geleneğinin, bilinen Türk tarihi kadar eski olduğunu pek çok kaynaktan teyit etmek mümkündür. Hatta ansiklopedik bilgiler dahi bu yaklaşımı doğrular mahiyettedir. O halde kökleri çok eskiye uzanan boza ve bozacılık kültürünün, diğer pek çok müessese gibi Osmanlı’da tekamül etmesi doğal bir sürecin neticesi olarak değerlendirilebilir. Nitekim bozahanelerin İmparatorluğun pek çok köşesine yayılarak bir vergi ünitesi olarak karşımıza çıkması bunun en somut göstergesidir.

XVI.yüzyıl Osmanlı ülkesinde boza içme geleneği,saraya,orduya,elit bir tabakaya veya fakir halk kitlelerine ait belirleyici bir özellik değildi. Boza ancak Osmanlının topyekun bir karakteristiğiydi.Ancak gayrimüslim unsuru bir nebze bu geleneğin dışında tutmak yerinde olacaktır, çünkü Osmanlı ülkesinde bağcılığın yaygın olarak yapıldığını ve buna bağlı olarak da şarap ve meyhane kültürünün bir hayli geliştiğini biliyoruz. Bizzat şarap üretim ünitesi içinde yer alan gayrimüslim tebaanın bağcıları, üzümden elde ettiği şıranın önemli bir bölümünü meyhanelere satmaktaydı,ancak diğer cüzi bir bölümünü de kendi ihtiyacını görmek için ayırdığını düşünmek yanlış bir yaklaşım olamayacaktır. Nitekim Hristiyan öğretisinde kutsal içeceklerden olan şarap,yalnız Osmanlı ülkesindeki gayrimüslim tebaa arasında değil,belki tüm Hristiyanlık aleminde en çok tüketilen içki türüydü. Yıllarca kiliselere ait vakıf arazilerinde yetiştirilen nadide üzümlerden imal edilen ve Avrupa’nın vazgeçilmez içeceği olarak nam salmış şarap karşısında bozanın önemli bir rekabet gücünün olmayacağını kabul etmek gerekir.Ancak Müslüman tebaa için durum çok farklıdır.Her şeyden önce şarap içmek İslam dininde kesin olarak yasaklanmıştır ve halk arasında şeriat kanunlarının hüküm sürdüğü bir ülkede bu yasağı delmek neredeyse imkansızdır. İşte bu durum geleneksel Türk içkisi olan bozanın,Osmanlı ülkesinde yaşayan Müslüman unsur arasında hızla yayılmasına imkan sağlamıştır.

Osmanlı sarayında yaygın olarak boza içildiğini,Fatih’in sevdiği içecekler listesine kadar girebilmesinden anlıyoruz (Eren 2005:50).Boza,pekmez ve değişik türdeki şerbetlerle birlikte saray mutfağındaki yerini almıştır.Askerler arasında da bozanın yaygın olarak tüketildiğine dair bilgilere ulaşmak mümkündür. Nitekim İstanbul kadısına gönderilen 16 Şubat 1583 tarihli hükümde (Ünal 1995:145)Şark seferi için talep edilen değişik mesleklere mensup orducular arasında, dört de bozacı talep edilmektedir.Evliya Çelebi ise askerler arasında bozanın yaygın olarak tüketilmesini, akere kuvvet vermesine bağlamaktadır. (Gökyay 1996:312b)

Hemen her tür hububattan imal edilebilen bozanın niteliğini tayin etmede belirleyici olan,imal edildiği hububatın türü değil, tatlı veya ekşi olma vasfıdır. Tatlı boza Evliya Çelebi’nin de İstanbul bozahanelerini tanıtırken bahsettiği şekliyle, ekseriye ulema ve şeyhler tarafından tüketilmekte , hiçbir şekilde sarhoş etme özelliği olmayan bu bozaya hamile kadınlar içse çocuklarının teni güzel; emzikli kadınlar içse sütleri bol olurdu(Gökyay 1996:313a).