İlk Sosyal Tarih Ansiklopedimizden

BOZA,BOZACI

Darıdan yapılan malum mayalı içki,bunu yapıp satan esnaf;suda pişirilmiş pirinç unundan yapılan bir çeşidine pirinç bozası denilirdi.Eskiden İstanbul bozahaneleri büyük şehrin ayaktakımının,hatta uygunsuz güruhunun oturduğu,toplandığı yerlerdi;kibar evladı şöyle dursun hatta ırz ehli esnafdan gençlerin bozahanelere gitmeleri ,meyhaneye gitmekle bir,aslaaa hoş görülmezdi,bir adam hakkında : ”Bozahane ehlindedir”denilmesi hakaret tazammun ederdi.

Yeniçerilik devrinde ,bozahanelerin gedikli baş müdavimleri yeniçerinin erazil takımı idi.Evliya Çelebi on yedinci asır ortasında İstanbul esnafından bahseder iken şunları yazıyor: ”Esnafı Bozaciyan – Dükkan 300,nefer 1005.Bozanın ilk mucidi Salsal Tatar idi; amma bozacılar pirimiz Sarı Saltuk Sultandır derler ise de hilafdır,çünkü bu Sarı Saltuk hazretleri bir ulu sultan olup bu hakir Evliyanın ecdadı türkü türkan Hoca Ahmed Yesevinin halifesidir ki hasib ve nesib ırkı tahirdendir.”Bu bozacılar orduda gaayet lazımlı kavimdir;bozayı sekir verecek derecede içmek haramdır,ama şarab gibi katrası haram değil,yani sekir vermeyecek kadar içmek mübahdır.Bozayı çok içen kimseyi köpek dalamaz,zira çok içen kimseler istiskaa ve nakris marazına mübtela olup koltuk değneğine muhtaç olur,ellerinde değnek olacağından kopek yaklaşamaz.

Boza Günü( Vefa Lisesinin)

Zamanımızda İstanbul liseleri yılda bir günü okullarının tarihçesini kutlama günü kabul etmişler,ve son sınıf talebeleri,mezunlar,eski ve yeni muallimler mütevazı bir okul sofrası etrafında toplanır olmuşlardır.Bu toplantılara önce Galatasaray Lisesi bir ”Pilav Günü”ile başlamıştır;bu meyanda mesela Pertevniyal Lisesinin bir ”Aşure Günü,Vefa Lisesinin de bir”Boza Günü” vardır.

Bozacı Kantosu

İkinci Sultan Abdülhamid devri sonlarının namlu kantocu yosmalarından Şamran Hanımın söylediği nihavend bir kantodur.Kış geceleri İstanbul sokaklarını bağıra bağıra dolaşan bir bekar uşağı bozacı delikanlı ağzı ile söylemiştir:

Darıdan boza yaparım/Sokakta gezer satarım./Satup savup bitirince/Odamda hem keyfime bakarım./Ekşi de var,tatlı da var/İsterseniz tarçın da var/Bozayı ah bir içinde/Size verir güzel neş’e./Alınız da bir bakınız/Hile var mıdır içinde./Bozacı Şamran’dır namım/Bozacı yapmaktır mutadım/Geze geze pek yoruldum/Yürümeye yok mecalim,/Benim bozamı içenler/Bir daha içmek isterler/İşle artık gidiyorum/Ustalar beni beklerler.

19.Yüzyıl Sonlarında Boza ve Boza Manisi

Boza beyaz darıdan yapılır.Beyaz darı değirmende çekilir,un haline getirilir,elenerek kabuktan ayrılır,sonra biraz sulandırılır,kendi haline bırakılır.İçine yeteri kadar halis üzüm pekmezi ilave edilerek içilir.Bozanın yapıldığı darının en meşhuru Tekfurdağı darısıdır.Bozanın bir başka cinsi de ekmekten,daha iyisi francaladan yapılır,pekmez yerine şeker konur.

Bozanın pek fazla tahammur etmişine* mırmırık denir.Bunun daha serti içenlere sarhoşluk verdiği için İstanbul’da bu cinsi içki makamında da kullanılırdı.Boza Rumeli’nde Arnavutluk’la Sırbistan’da yapılır,içilirdi.Dersaadet’e çok eskiden Arnavutluk’tan getirilmiştir.Sarhoş eden ve etmeyen cinsleri vaktiyle  çok rağbet bulmuştu.Boza kış günlerine mahsus meşrubattandır.Kışın alınıp tandır başında leblebi yenerek içilmesi kış eğlenceleri arasına girmişti.Boza gayet  kuvvetli bir besleyici olduğu halde sadesi hoş değildir,içine pekmez konması adet olmuştur.Bozayı Dersaadet’te Arnavutlar yapar ve satardı.Boza geceleri satılır.O vakitler bozacılar ellerinde iki güğüm boza,bellerinde bir bardaklık ve bir tarçın kutusu,bardak yıkamak için bir ufak su ibriği ve fener olduğu halde mahalleleri dolaşır satarlardı.Çoğu satıcıların kendine mahsus manzume söylemesi eskiden İstanbul’da yaygınlaşmıştı.Herkes sanatına uygun bir manzume tertip edip bunu okuyarak gezer,bu manzumenin satışa da faydası olurdu.Evvelce Dersaadet’te ”Bozacı Hacı Zeynel”isminde bir adam varmış.Bozası ve söylediği manzumelerin meşhur olduğu rivayet edilir.Ona ait bir manzume ele geçmiş olup hatıra olarak aynen aşağıya yazılmıştır:

 

Bozam sarı

Mayası Darı

Pek seviyor kocakarı

Sübye gibi koyu bozam

Bozam ilik

Testim delik

Dört okkası bir ikilik

Sübye**gibi koyu bozam

Bozam benim kuvvet verir

Kudretini bilen bilir

Konaklara bozam girer

Sübye gibi koyu bozam

Bozam benim süt beyazdır

Bunun gibi boza azdır

Alın çunkü önü yazdır

Sübye gibi koyu bozam

Mırmırıktır bozam bilin

Ona göre gelin alın

Aldırmazsam baka kalın

 

Sübye gibi koyu bozam

Bozanın pekmezi üzüm

Pek doğrudur işbu sözüm

Gelin alın iki gözüm

Sübye gibi koyu bozam

Ustam yapar ben satarım

Satmadan evvel tadarım

Satarsam artık yatarım

Sübye gibi koyu bozam

Arısan-Günay 1995:I,152-154.

*Tahammür etme:Mayalanma,ekşime.

**Sübye:1.Pirinç bozası,2.Mısır’da pirinçten yapılan bir içki

 

Günümüz Anlatımıyla

Bozahanelerin müdavimleri ya Tatarlardır,ya da,insanların rezillerinden olan pisliklerin gözesi kişilerdir. Hibir zaman zariflerden kimse,o kötüleşmiş topluma tenezzül etmez.Giderse de sadece kebabını pişirtip kış günlerinde hindistancevizinden yapılan bozasını içmeğe gider.Eylenme niyeti ile gitmez.Zira , reziller topluluğuna rağbet,halkın sefillerinin yapacağı bir iştir ve halkın oturduğu yerde oturmak,halkın uğursuzlarından doğacak zararlı bir davranıştır.

Fakat,boza içmeye rağbet ederek,bozahanelere gidenler sadece Tatarlar topluluğudur.Onlara göre,boza ab-ı hayattır.Şerbetlern en güzelidir.Onlar,”Hazreti Hızır bulup içdi.İskender’e nasip olmayıp susuzluk çekerek,döndü gitti.Elbette o,hayat suyu olan bozadır”derler.”Peki onun karanlığı nerdedir ? denilse”başkalarından gizli olarak karanlık gecede içilmesinden kinayedir”karşılığını verirler.Onlara göre ,boza,ab-ı hayatla birdir ve karanlık gecede içilmesi karanlığından ibaret sırdır.Onların topluluğa rağbetleri olmadığı her şekil ile açıkça anlaşılır.

”Bozahane erazilün yedidür

Nekebat-ı avam mazharıdur

Bozasın içme bozma kendüzini

Anda hiç kimse görmesin yüzüni

Bozanun talusunı hanede iç

Mest olup geçme ekşüsinden geç”

Şeker 1997:218,366.

 

||      Deyişler

Hastaya boza yolla aşığa süze [bağrını yakacak bir şey]  Vefik ?:126.

 

Meyhaneciye şahit kim diye sormuşlar,bozacıyı göstermiş veya Meyhanecinin şahidi bozacı veya Meyhanecinin kefili bozacı.

Ensesinde boza pişirmek.    Anonim

 

Bozacı                                  

Bir bozacı geçer

geceye karşı sokaktan

karanlıkta yiter bedeni

uzunca kalır sesi

Biraz hüzünlüdür bozacı,

biraz ısrarcı

biraz da yaşama bağlı,

yaşamı fincana bağlı…

Bilirim çağırsam,

koşarak gelir

Bir fincanda sıcaklığını verir

umutlarını

Beş on liraya satar

Ne cömerttir bir bilseniz!

Aylin

||Boza Lyrics

Çok canım çekti yazmak geldi içimden

Canım canım çekti

çok

Boza boza

Olsa içsem şimdi televizyonun

karşısında

Canım canım çekti çok

Boza boza

Bol

tarçınlı bir bardak

Olmaz olmaz iki bardak

Üç bardak

bir bidon

Bir varil bir ton

Boza boza boza boza

Hüner sizde formul bizde buğday veya darı

Aman çok dikkat

edin

Doza doza

Yonca Evcimik