Kudret Emiroğlu – Boza

 Boza

Farsça büze,Moğolca bodso biçimleriyle bilinen sözcüğün kökünün Soğd diline kadar uzandığı söylenir. ”Meyhaneciden kefil istemişler,bozacıyı göstermiş.”sözünün de belirttiği gibi 16.-17.yüzyıllarda çok yaygın olan bozahanelerde satılan bozalar az çok sarhoşluk vermekte,çok yerde de içine esrar katılmaktadır.Ankara köylerinde sarhoş eden bozaya mırmırık denir.Evliya çelebi bozacıları”esnaf-ı bozacıyan-ı mezmuran’ ve ‘esnaf-ı tatlı bozacıyan’ olarak ayırmıştır;Evliya’ya göre bozacılar ”Pirimiz Sarı Saltuk Sultan’dır.”dese de,pirleri Salsal Tatar’dır(Gökyay 1996:312).

Ebbussuud fetvalarında acı ve tatlı boza ayrımı yapılsa da,çarşıdan boza alınması ve bozahaneye gidilmesi hoş görülmez:”Zeyd tatlı boza alıp,evine iletip kendi içip ve ehl ü iyaline içirse,dahi helal olur mu ?”sorusuna ”Helal hemen bu mu kaldı,bari evinde pişirip,varıp müfsikadan almasa olmaz mı ?” diye cevap verilir  (Düzdağ 1983)

Evliya Çelebi Ankara’da bozahaneye yanlışlıkla girdiğini anlatır: ”Şu keçe kaplı küçük kapudan içeri girmiş ola,deyü heman kapuyu açıp içeri girdim.Meğer ne gördüm bozahane imiş.Bu kadar paşalı ve bu kadar harbende ve harkeşan ve kimi çöğür kimi tambura çalup bir hay-huy kim ta’bir ü tavsif olunmaz.Heman biri”Evliya Çelebi! Gel bir bozacığımız iç ‘ dedi.’Hay benim bozahaneye girdiğimi gördüler’deyü hicabımdan yire geçdim. Heman taşra çıkup…”(Gökyay 1996:227)Kapıların süvesine ‘hasır’ asılması meyhane işareti olduğuna göre,Evliya’nın keçe’si de aynı işlevi görüyor olmalıdır.Oysa Ankara meyhane ve bozahaneleri Çelebi’den önce 1589′da kapatılmış,yedi ay sonra gelen ikinci ferman üzerine” Ankara’da vaki olan bozacının küpleri ve çanakları kırılub bi’l külliye ref”olunmuştu (Ongan 1974)

İstanbul’da zamanında Kırım Tatarlarının bozasının ünlü olduğunu biliyoruz.1567 yılına ait olup,Eyüp Sultan civarında”edilen münasebetsizliklerin men’i” hakkında verilen fermanda mahallede fahişelik, şürb-i hamr,zar ve satranç oynamakla birlikte”Tatar bozası işlenmesi”de şer’ ile haklarından gelinmek için sebep sayılmıştır. 1768-74 Osmanlı – Rus Savaşı’nda Tatarlara kızan Ahmet Resmi Efendi,Tatarların tempelleşip zaafa düştüklerini,geleneksek içkileri olan bozayı bırakıp çay,kahve,afyona daldıklarını iddia eder.İstanbul’un Vefa Bozası ise Balkan Savaşı sırasında Ermeni usülü yerine Arnavut bozasıyla ününü kazanmıştır.Ankara’da da boza geleneği Akman bozası ile sürmektedir..İstanbul’un yerlisi bozayı dükkanda satarken Arnavutlar kış gecelerini şenletmeye kimine göre de hüzünlendirmeye devam ediyorlar.Bozanın gece içilmesi Hızır’ın ab-ı hayat olmasındandır,onun gibi bozanın da yeri gizlidir!

Kudret Emiroğlu (Emiroğlu 2002:323-3.)