Ritüel ve Oyun

Boza eski devirlerde tazim ve hürmete vasıta olmuş,eğlencenin bir parçası haline gelmi,hatta ibadete de girmiştir.

Mebzul miktarda yetiştiğinden karınlarını darıyla doyurmakla kalmayıp en yaygın meşrubatlarını da onunla yapan Kırım Tatarları(Bronevskiy 1970: 47)için saygıdeğer misafirine tostağanla (kulplu kadeh) saf darı bozası ikram etmek muaşeret icabıydı.Tolstoy askerlik yapmak üzere gittiğinde tanıdığı Terek Kazaklarını ( Kafkasya’da,Don Kazaklarının bir kolu)bir romanına konu etmiştir.Kazaklar romanının kahramanlarından Lukaşka,latife yollu ve biraz da hava atarak,bir gün vakit gelip bayram olduğunda Kırım’a gideceğini,Girey Han’a konuk olacağını ve onun ikram edeceği bozadan içeceğini söyler (2003:40). Evliya Çelebi de Kırım’da ziyaret ettiği üç tekkenin dervişlerinin bıyıklarını niçin traş ettiklerini merak etmiş,sualine aldığı cevap”Bozaya bulaşıp bozayı mekruh etmesin”diye,olmuştu (Gökyay-Kahraman vd,VII,2003:235,243).Arnavutluk taraflarında ise boza tam tersi muameleye maruz kalmaktaydı.”Mu ‘aviye peyda etdi” veya ”Mu’aviye yapup ,içdi” diye bozayı ağızlarına koymayanlar vardı.Buna şahit olan Evliya,Arnavutların Bektaşiliğine kinaye,”amma İslambol’da ekseriya boza yapan cümle Arnavud kavimlerdir” deyip tuhaf karşıladığını ima etmektedir(Gökyay-Kahraman vd,VIII 2003:301).

Yakın zamanlara kadar Selanik Yahudileri,bilhassa dindar olanları,bir hafta boyunca nefislerine hakim olmaya aba gösterdikten sonra Cuma akşamları afsaka denilen oruçlarını sığır parçası ile hazırlanmış yağlı bir et suyu ve Türklere özgü boza ile açmaktaydılar(Badi 1999:106).Safarad denilen bu Yahudiler bozayı muhtemelen İspanya’dan Selanik’e geldiklerinde Türklerden görmüş olmalıdırlar.16.yüzyıl başına ait Selanik tahrirlerindeki ”bozacı”kayıtları (Pala 1991:Tablo 15) bunu gösteriyor çünkü.

Mehmed Tevfik gündelik hayatıyla İstanbul’un bir yılını anlattığı eserinde bozanın kış aylarında bir oyun ve eğlence unsuru haline gelişini ise şöyle anlatır :” Bozaya bir tarihten itibaren,biraz da boza bid’ati kabilinden,leblebi atılması bir oyunu da beraberinde getirdi.Bir İstanbul ailesi büyüklü küçüklü,ama herkes yerini bilerek tandırbaşında toplanıp boza bardakları leblebi ile donatıldığında bilhassa gençler tek mi çift mi oyunu oynayıp kış eğlencelerine bir çeşit daha katmış olurlardı.”(Tevfik 1987:15).

A.N. TURAN